Bu yazı kendime ‘klâsikler yazı’ ilân etmiştim ancak açılışı böyle bir şaheserle yapmak durumu zorlaştırdı açıkçası. Çünkü daha yeni bitirebildim. İlk başlarda inanılmaz sıkıldım, yarısına gelmem 1 ayımı aldı. Çünkü hiçbir şey olmuyordu. Bir edebiyat aşığı değilseniz çekilecek dert değildi. Yarısından sonra akmaya başladı. Sonuna doğru hoşlanmaya başladım. Çok isim vardı, çok karışıyordu. Hikâyedeki erkeklerin yarısının adı Jose Arcadio. Geri kalanı da Aureliano, ve eser bir sülâlenin 4 kuşağını anlatıyor, artık siz düşünün. Soyağacını duvara yapıştırıp öyle okudum.Karakterler öldükçe üstüne çarpı attım.
Kadınlara saygı duruşu şeklinde geçen bir eser. En ezik, silik bir kadın karakterin bile hikâyesi büyük işlenmiş. Enteresan bir tecrübe oldu. Değil bu yaz, daha uzuuunca bir süre bir şey okumayı düşünmüyorum. Devrelerim yandı.
Romanın finalini çimlerde karıncalarla yaptım. Olur da filmini çekecek bir babayiğit çıkarsa, oturun izleyin. Okumayın. Çaylak dediydi dersiniz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder